2. sınıf öğrencilerimiz için hazırlanan bu kitap listesi; Tarih İncelemeleri, Kültür ve Sanat İncelemeleri, Psikolojik ve Sosyolojik İncelemeler, Dil İncelemeleri, Zihin, Eleştirel Düşünme ve Mantık ile Ütopya, Distopya ve Bilim/Felsefi Kurgu kategorilerinden oluşmaktadır.
| TARİH İNCELEMELERİ | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 |
Eski Zamanlar Eski İnsanlar |
Yavuz Selim Karakışla | Doğan Kitap | 348 | Alelade bir Osmanlı bireyi ne yer, ne içer, nasıl giyinir, nasıl geçinir, ne düşünür, kendini nasıl görür, hatta rüyasında ne görür? Yaşama dair bu gibi soruların cevaplarını geleneksel Osmanlı tarihi kitaplarında arayıp bulmak hiç kolay değil… Eski Zamanlar, Eski İnsanlar ise okurunu devlet merkezli resmî tarihin dışına çıkarmayı amaçlıyor. Osmanlı geçmişinin; yalnızca siyasi detaylardan, padişahların hareminde olup bitenlerden, zaferlerden ve hezimetlerden ibaret olmadığını gözler önüne seriyor. |
| 2 | Zihniyet Aydınlar ve İzmler | Sabri F. Ülgener | Derin Yay. | 272 | Ülgener, Zihniyet, Aydınlar ve İzm’ler aracılığıyla ülke aydınlarını adeta entelektüel bir iç hesaplaşmaya davet eder. Ancak bu çağrının karşılık bulması, her şeyden önce yazarın eleştirdiği zihnî kalıpların ve önyargıların yıkılmasına bağlıdır. |
| 3 | Eski Türk Toplumu Üzerine İncelemeler | Ümit Hassan | İletişim Yay. | 352 | Eski Türk toplumunun kabile yapısından inanç dünyasına kadar genel bir panorama sunan bu eser, aynı zamanda dönemin siyasi kurumlarına ve kavramlarına odaklanır. Ozan, şaman, han ve tarkan; bu araştırmada derinlemesine çözümlenen figürlerdir. Töre ve kut gibi kurucu kavramlara yer veren yazar, böylece Eski Türk toplumunun zihniyet dünyasını ve teşkilat yapısını gözler önüne serer. |
| 4 | Tarihi Dönemlere Ayırmak Şart mı? | Jacques Le Goff | İş Bankası Yay. | 128 | Tarih akışı her ne kadar bir süreklilik arz etse de tarihçiler, seyrini değiştiren kırılma noktalarını merkeze alarak geçmişi dönemlere ayırma eğiliminde olmuştur. Jacques Le Goff ise bu eserinde, tarihsel incelemelerde dönemselleştirmenin doğurduğu teorik ve pratik problemleri Orta Çağ ve Rönesans örnekleri üzerinden masaya yatırıyor. |
| 5 | Eski Atina'da Bir Gün | William Stearns Davis | Liberus Yay. | 256 | William Stearns Davis bizi MÖ 360 yılına götürüyor. Bu tarihi seçmesinin temel sebebi, Atina'nın mimari, ekonomik, sosyal ve demokratik işleyiş bakımından altın çağını yaşamasıdır. Eski Atina’da Bir Gün sayfalarını çevirenleri 2.500 yıldan uzun süre öncesine ışınlayarak o coğrafyadaki insanların gündelik hayatlarına ortak ediyor. Davis, titiz araştırmalarını akıcı bir dille aktarıyor, hikâyelerle süslüyor ve antik dönem Atina’sının çok kapsamlı bir resmini çiziyor. |
| 6 | Peynir ve Kurtlar | Carlo Ginzburg | Metis Yay. | 248 | On altıncı yüzyılın sonları... İtalya'nın bir dağ köyünde herkesin Menocchio diye bildiği bir değirmenci yaşar. Latincesi kıt olan bu yoksul köylü, koskoca Engizisyon’a meydan okur. Eline geçen ve aralarında Kuran'ın da bulunduğu halk dilindeki bütün kitapları yutarcasına okuyan Menocchio, o karanlık çağda kendine has bir evren kuramı yaratır. Ona kalırsa dünya, kaostan, tıpkı bozulan peynirde türeyen kurtlar gibi meydana gelmiştir. Tanrı gücünü Yahudiler’e, Türkler'e, Hıristiyanlar'a ve hatta sapkınlara eşit olarak dağıtmıştır; İsa ise sıradan, yoksul bir köylüdür. Cehennem ve araf da papazların halkı sömürmek için uydurduğu masallardan ibarettir. Engizisyon karşısında bir adım bile geri çekilmeyen bu bilgiye susamış köylü, dinî iktidarın tüm öfkesini üzerine çeker. Yargıçlarına 'Beni ölüme yollarken siz benden çok korkuyor olabilirsiniz' diyen ve inançlarından ödün vermediği için diri diri yakılan filozof Giordano Bruno ile aynı kaderi paylaşarak Engizisyon tarafından ölüme mahkûm edilir.Carlo Ginzburg, halk kültürünün baskıcı iktidar karşısındaki direnişini incelerken, günümüze ulaşan mahkeme kayıtlarından yola çıkarak tarihi yeniden yazıyor. Peynir ve Kurtlar, bir detektif romanı akıcılığıyla okunan, zihni kışkırtan başucu niteliğinde bir eser... |
| 7 | Suyu Arayan Adam | S. Süreyya Aydemir | Remzi Kitabevi | 408 | Bu kitap; ilkokul öğretmeni olmak üzereyeğken Birinci Dünya Savaşı'nda cepheye katılan, ardından Büyük Turan ülküsüyle Kafkasya'dan Hazar coğrafyasına koşan idealist bir Türk gencinin hikâyesidir. |
| KÜLTÜR VE SANAT İNCELEMELERİ | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 | Görme Biçimleri | John Berger | Metis Yay. | 166 | Görsel kültürün ve görme biçimlerinin eleştirisini merkeze alan bu eser; klasik yağlı boya tablolardan günümüz reklam endüstrisine uzanan çarpıcı örneklerle yola koyuluyor. |
| 2 | Kültür Eleştirisi: Kültürel Kavramlara Giriş |
Artu Asa Berger | Alfa Yay. | 232 |
İletişim alanının önde gelen profesörlerinden Arthur Asa Berger’in Kültür Eleştirisi adlı eseri, kültür kavramına dair netlik kazanmak isteyen herkesin ve özellikle öğrencilerin imdadına yetişiyor. Edebiyat teorisinden Marksizme, psikanalizden göstergebilim ve sosyolojiye kadar pek çok kuramsal çerçeve, bu çalışmada son derece sade ve anlaşılır bir dille, bolca somut örnek eşliğinde anlatılıyor.Kitabın meramı, yazarın şu sözlerinde de açıkça ifade buluyor: 'Etrafınızdaki dünyayı farklı görmeye başladığınızda ya da bu kitapta öğrendiklerinizi medyaya, politikaya, sanata, popüler kültüre ve gündelik yaşamın çeşitli yönlerine uygulayabileceğinizi düşündüğünüzde bu yapıt amacına ulaşmış olacaktır.' Haklarında sıklıkla söylendiği gibi: 'İleride popüler kültür alanını tanımlamaya yönelik başka girişimler de olacaktır, fakat Arthur Asa Berger’in eseri, onlar için de örnek alınacak önemli bir başarı olarak kalacaktır.' |
| 3 | İki
Kültürde İslam: Fas ve Endonezya'da Dini Değişim |
Clifford Geertz | Küre Yay. | 135 | Yale University Press tarafından 1968 yılında Londra’da Islam Observed adıyla yayımlanan bu eser, Clifford Geertz’in 1967’de Yale Üniversitesi’nde verdiği Terry Konferansları'na dayanmaktadır. Geertz, bir antropolog olarak karşılaştırmalı din incelemelerine teorik ve pratik bir katkı sunmayı amaçladığı bu çalışmasında, İslam’ın Fas ve Endonezya gibi birbirine zıt iki farklı medeniyette nasıl geliştiğini gözler önüne serer. Kendi saha araştırmalarına dayanan yazar, bu iki farklı dinî ve toplumsal hayat tarzını derinlemesine karşılaştırır. Eserin en genel anlamda insanın dinî ve toplumsal yaşamını kavramaya katkı sunmayı hedeflediğini ise Geertz ön sözde özellikle vurgulamıştır. |
| 4 | Bir
Şehir Kurmak: Turgut Cansever'le Konuşmalar |
Dr.Aynur Can ve Mahmut Doğan | Klasik Yay. | 165 |
Turgut Cansever'in 1997-1998 yıllarında verdiği "Şehir Yönetim Düşüncesi" seminerlerinden hareketle hazırlanan Bir Şehir Kurmak'ta, Türkiye'de şehirleşme sürecinin meseleleri tartışılıyor, sorunların çözümüne dönük öneriler üzerinde duruluyor ve dahası yeni kurulacak şehirler için bir model ortaya konuyor. Turgut Cansever'in "Diyarbakır Suriçi Eylem Planı"nın taslak metni de ilk defa bu eserde gün yüzüne çıkıyor. Yaşadığımız şehir sanki bize ait değil, oturduğumuz ev yabancı birisinden ödünç alınmış gibi... Bu şehri kim düzenledi, bu evi kim inşa etti ve biz bu yabancı mekânlarda oturmak mecburiyetinde miyiz? Burada bir kimlik sorunuyla karşı karşıyayız. Turgut Cansever iki büyük kimlik kurgulaması yapıyor: Hıristiyan Avrupa’dan miras kalan modernist kimlik ve İslam medeniyeti kimliği. Medeniyet tasavvurunun en önemli görünür öğesi kuşkusuz şehirdir. Bize özgü şehir ve ev, bizim uzmanlarımız ve uygulayıcılarımız tarafından bize ait bir talep üzerine inşa edilecektir. Prof. Sadettin Ökten |
| 5 | Rüya
Şehirler: Dünyayı Şekillendiren Yedi Tasarım |
Wade Graham | Koç Üniversitesi Yay. | 296 | 19. yüzyıldan bugüne bazen ütopik, bazen tuhaf ama genelde tartışmalı birçok tasarım fikri kademeli olarak benimsendi ve Dubai’den Tokyo’ya, Londra’dan Los Angeles’a dünyanın her yerindeki şehirlerde uygulandı. Graham, bu tasarım fikirlerinin arkasındaki vizyonerlerin ve onların rakiplerinin yaşam öykülerinden yola çıkarak, şehir peyzajlarının analizini yapıyor, şehir formlarımızın nereden geldiğini, bizim onları ve onların bizi nasıl şekillendirdiğini göstermeyi amaçlıyor. Wade Graham şehirleri planlar, tasarımlar, mimari akımlar ışığında anlatırken tüm bunların aslında nasıl yaşamamız, nasıl çalışmamız, nasıl alışveriş yapmamız ve neye inanmamız gerektiğine dair fikirlerin bir dışavurumu olduğunu da gösteriyor. Bertram Goodhue’nun barok fantastik köylerinden, Le Corbusier’nin Işıyan Şehir’ine; lüks yeşil banliyöleri, şehir merkezindeki gökdelenleri, boş arazilerin ortasında yapayalnız dikilen yüksek blokları, yepyeni deneyimler vaat eden alışveriş merkezlerini, eko-siteleri, meydanları, dar sokakları, otoyolları bambaşka bir gözle görmemizi sağlıyor. Canlı, özgün ve genel okura hitap eden bir kültür tarihi sunan Rüya Şehirler, şehirleşmiş dünyayı anlamak için bir kılavuz kitap. |
| 6 | Kültür Endüstrisi | Theodor W. Adorno | İletişim Yay. | 152 | 19. yüzyıldan bugüne bazen ütopik, bazen tuhaf ama genellikle tartışmalı birçok tasarım fikri kademeli olarak benimsendi; Dubai’den Tokyo’ya, Londra’dan Los Angeles’a dünyanın her yerindeki şehirlerde uygulandı. Wade Graham, bu tasarım fikirlerinin arkasındaki vizyonerlerin ve onların rakiplerinin yaşam öykülerinden yola çıkarak şehir peyzajlarının analizini yapıyor; kent formlarımızın nereden geldiğini, bizim onları ve onların da bizi nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. Graham, şehirleri planlar, tasarımlar ve mimari akımlar ışığında anlatırken tüm bunların aslında nasıl yaşamamız, nasıl çalışmamız, nasıl alışveriş yapmamız ve neye inanmamız gerektiğine dair felsefi kabullerin birer dışavurumu olduğunu da gösteriyor. Bertram Goodhue’nun barok fantastik köylerinden Le Corbusier’nin Işıyan Şehir’ine; lüks banliyölerden gökdelenlere, yapayalnız dikilen yüksek bloklardan alışveriş merkezlerine, eko-sitelerden otoyollara kadar çevremizdeki her şeyi bambaşka bir gözle görmemizi sağlıyor. Canlı, özgün ve genel okura hitap eden bir kültür tarihi sunan Rüya Şehirler, şehirleşmiş dünyayı anlamak için eşsiz bir kılavuz kitap... |
| 7 | Parçalanmış Zamanlar | Eric Hobsbawm | Agora Yay. | 314 | Eric Hobsbawm’ın ölmeden önce yayına hazırladığı son kitabı olan bu eser; sanatın hem çiçek açmasının hem de çözülmesinin koşullarını yaratan paternalist kapitalizmi, küreselleşmeyi ve toplu tüketim toplumunun ortaya çıkışını irdelemektedir. Yazar bu kapsamda; ‘özgür entelektüel’in altın çağının sona erişini, unutulmuş simgelerin hayatlarını, sanat ile totalitarizm arasındaki ilişkiyi, sürrealizmi, kadınların özgürleşmesini ve Amerikan kovboyu gibi birbirinden çarpıcı meseleleri ele almaktadır. |
| 8 | Zaman Üzerine | Nobert Elias | Ayrıntı Yay. | 260 | Sosyolojik sorunlara felsefi bir derinlikle bakan ve düşünce gelenekleriyle hesaplaşan Norbert Elias, bu kitabında zaman sorunu üzerine gidiyor. Varlığını alabildiğine somut bir şey gibi düşündüğümüz, sürekli akan ve akarken bizi de kendi tünelinden geçiren zaman gerçekten öyle somut bir şey mi? Elias, zamanın 'var olan bir şey' olmadığını, onun toplumsal ve tarihsel bir eserimiz olduğunu savunuyor. Peki, zaman zihnimizin bir imgesi ise, gerçekteki olaylarla ve değişimlerle bağlantısı nedir? Nasıl oluyor da var olmayan bu olgu algımızda böyle bir doğallık ve somutluk kazanabiliyor? Bizi metafiziğin girdaplarına götürecek gibi görünen bu sorular, Elias'ın elinde tamamen maddi açıklamalar buluyor. Zamanın izini toplumsal ilişkilerde ve tarihsel gelişim içinde süren Elias; basit gibi görünen ancak günümüz insanının kavramakta zorlandığı temel meselelere uzanıyor. Bu zaman incelemesi, aynı zamanda bir uygarlık incelemesidir. Uygarlık süreçlerinin yapısı üzerinde duran ve her uygarlık adımının tarihsel bir sürecin kaçınılmaz kısıtlamalarını da içerdiğini vurgulayan Elias, başka çalışmalarında uygarlık hakkında söylediklerini bu eserinde zaman olgusu üzerinden somutlaştırıyor. Bu tür bir incelemeyle modern bir toplum olmanın anlamı, toplumsal gelişme süreçlerinin karakteri ve birey-toplum ilişkilerinin iç içeliği netlik kazanıyor.Elias, günümüzde tarih incelemelerinin, sosyolojinin ve genel olarak bilimsel disiplinler arasındaki yalıtılmışlığın bütünsel bakışı nasıl kısıtladığını ve naifliğimizi niçin aşılması çok zor bir duruma dönüştürdüğünü zaman sorunu üzerinden sergiliyor. Kitapta yalnızca zamanın bugünün toplumu açısından yapısal özelliklerini ve geçmiş toplum formasyonlarının 'zamansız' yaşama biçimlerini görmekle kalmıyoruz; zaman üzerine düşünmek, aynı zamanda kendi algılarımız üzerine düşünmek, uygarlık meselesine göreceli bakmak ve bireysel özgürlüğün toplumsal belirlenmişlikten bağımsız düşünülemeyeceğini kavramak anlamına da geliyor.Batılılaşma çabası içindeki toplumumuzun işinin niçin zor olduğunu, bu kitapta sunulan zaman incelemesi üzerinde düşünerek çok daha iyi anlayabiliriz. Zaman kavramının toplumun işleyişiyle ve bireylerin toplumsal rolüyle ilişkisi ortaya çıktıkça, Batı'nın zamanla kurduğu ilişkinin, bizim gibi yarı feodal kültürel yapısından tam anlamıyla kurtulamamış bir topluma niçin bire bir aktarılamayacağı da açıklık kazanıyor. Bu sorun, Elias'ın metninde doğrudan özel bir vurgu taşımasa da bu yöndeki okumalara ve derinlemesine düşüncelere fazlasıyla olanak tanıyor. |
| 9 | Poetik ve Politik: Bir Kültürel Çalışmalar Ansiklopedisi |
Besim F. Dellaloğlu |
Timaş Yay. |
408 |
Avrupa tecrübesinde Müfredat, Maarif’ten önce oluşmuştur. Bu aynı zamanda şu anlama gelir: Batı’da Müfredat, ulus-devletten öncedir. [...] Rönesans’tan beri gelişen kültürel kamusal alan, Müfredat’ın oluştuğu yerdir. Dolayısıyla Avrupa ulus-devletleri yurttaş prototiplerini işte bu kamusal alandan devşirmiş ve zorunlu eğitimle toplumsallaştırmışlardır. Ancak örneğin Türkiye gibi modernleşme toplumlarında Maarif gündeme geldiğinde, kamusallaşmış bir Müfredat hâlihazırda mevcut değildir. Kamusallaşmış bir Müfredat’ın eksikliği ise Maarif ile Antropolojik Kültür arasındaki sürekliliğin yeterince sağlanamamasına neden olmuştur. Evet, Türkiye’de Maarif ile Antropolojik Kültür arasındaki mesafe çok fazladır. Hatta o kadar fazladır ki, bugün Türkiye’de yaşanan Kültür Savaşları’nın gerilim ekseni tam da buraya konumlanmaktadır. Yani Türkiye’deki Kültür Savaşları’nın önemli bir boyutu Antropolojik Kültür ile Maarif arasındadır. İslamcılar, yerliciler, muhafazakârlar ısrarla Antropolojik Kültür’ü savunurken; laikler, sekülerler, solcular Maarif’i savunmaktadırlar. |
| PSİKOLOJİK - SOSYOLOJİK İNCELEMELER | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 | Çalınan Dikkat | Johann Hari | Metis Yay. | 320 | Bir şeylere dikkatle odaklanmakta zorlandığımızı hepimiz kabul ediyoruz. Peki, dikkatimizi çalan esas şeyler nelerdir? Johann Hari, odaklanmamıza mani olan etkenleri tek tek sıralarken, teknolojinin bizden çaldığı şeylerin en başına dikkatimizi koyuyor. Herkes kendi çağında yaşar ve çağının getirdikleriyle tecrübeler edinir. Fakat pek az insan, çağın getirdiklerini geçmişle kıyaslayarak bizden alıp götürdüklerini fark etme basiretine erişir. Hari, işte tam da bu noktada bizi, çağın elimizden sessizce çekip aldığı şeyleri görmeye ve yüzleşmeye çağırıyor. |
| 2 | Gerçek Kendilik | James F. Masterson | Litera Yay. | 256 | Masterson, gelişimsel duraklamaların kendiliğin gelişimini sekteye uğrattığını tespit etti ve bütün kişilik bozukluklarının aslında birer 'kendilik bozukluğu' olduğunu ortaya koydu. Kendilik kavramının müstakil bir zihinsel yapı oluşturduğunu; kendine özgü bir gelişim çizgisine, psikopatolojiye ve tanımlanabilen kapasitelere sahip olduğunu gösterdi. Elinizdeki bu kitapta, sahte kendiliğin gölgesindeki, sağlıklı bir bireyin gerçek kendiliğine ulaşma hikâyesini bulacaksınız. |
| 3 | Sevme Sanatı | Eric Fromm | Say Yay. | 200 | Burada yapılmak istenen okuyucuya; sevgiye erişmek için harcadığı tüm çabaların, kendi kişiliğini bütünüyle yaratıcı yönde geliştirmedikçe başarısız kalacağını göstermek; komşusunu sevme yeteneği, alçak gönüllülük, cesaret, inanç ve disiplin kazanmadan sevgiden yana kişisel doygunluğa erişemeyeceğini kanıtlamaktır... Sevmek bir sanatsa emek ve bilgiye ihtiyaç duyar... İnsanlar çekiciliğin peşindedir; kişiyi çekici yapan şey ise fiziksel olduğu kadar düşünsel olarak da günün modasına bağlıdır... Sevgi de yaşamak gibi bir sanattır... Sevgiye ilişkin tüm kuramlar, insan kuramıyla, insanlığın varoluş kuramıyla başlamak zorundadırlar." Erich Fromm, sevmeyi pasif bir duygu değil, inşa edici ve yaratıcı bir edim olarak görür. Mitolojik anlatılardan insan ilişkilerindeki karmaşık konumuna kadar sevgiyi tüm felsefi ve psikolojik boyutlarıyla ele alır. |
| 4 | Modern Kültürde Çatışma | Georg Simmel | İletişim Yay. | 134 | Simmel’in bu eseri, sosyolojiyi tin bilimlerinin alanında özgün bir yere konumlandırdığını gösterir. Sosyoloji, tam da teorinin pratikle kesiştiği bu noktada durmaktadır. Kültür sosyolojisi olarak nitelenen bu alan; modern toplumun sanat, hukuk, siyaset, bilim ve felsefe gibi tezahürlerinde kendini gösteren 'çatışma' kavramı üzerinden okunur. Çatışmalar, özellikle modern zamanı ve çağdaş kültürü anlamada son derece işlevsel bir inceleme imkânı sunar. Burada söz konusu olan, fertlerin toplumla olan kaçınılmaz çatışması ve bireysel yaşamların bu gerilimlerin gölgesinde bir varoluş mücadelesine dönüşmesidir. |
| 5 | Uygarlığın Huzursuzluğu | S.Freud | Metis Yay. | 104 | Uygarlık; insanın vahşi ve dürtüsel doğasına rağmen ayakta duran bir yapıdır. Freud'a göre bu yapıyı huzursuzluğa sevk eden temel etken, yine insanın kendi doğasıdır. Freud bu kısa ama etkili kitabında, psikanalitik gelişim kuramının ögelerini uygarlık kavramını ve onun içsel huzursuzluğunu açıklamak için kullanır. Psikanalitik gelişim kuramında benliğin oluşum süreci ile uygarlık nasıl ortak bir bütün teşkil eder? Bu sorunun yanıtı, 'ben' ve 'öteki' arasındaki ilişkiyi anlamlandırmaya çalışan psikanalitik kuram vasıtasıyla verilebilir. Freud’un bireysel psikoloji çalışmalarını daha geniş bir ölçekte toplumsal resme oturtmaya çalıştığı bu eser; hem psikanalitik kuramdan temel unsurlar barındırıyor hem de uygarlık olgusunu bu unsurlar ışığında çözümlüyor. Birçok araştırmacıyı derinlemesine etkileyen bu başyapıt, insanı ve insanların birlikteliğini anlamlı kılan bağları kavramaya çabalıyor. |
| 6 | İnsan Denen Meçhul | Alexis Carrell | Hayat Yay. | 272 | Bu çalışma, etkili bir bilim insanının kaleminden insanı anlatmaya; onun fiziksel, biyolojik, ruhi ve sosyal yönlerini çözümlemeye çalışıyor. Alexis Carrel, 'canlılığın bilimi'ne duyulan ihtiyaca dikkat çekerek özellikle insanı inceleyen bilimlerin çetrefilli yollarını tarif ediyor. Ünlü bir biyoloji araştırmacısı olmasının yanı sıra insanın ruhi ve sosyal yapısına eğilmekten de geri durmuyor. Çünkü insanın biyolojik bir varlık olmanın ötesinde, bireysel ve toplumsal bir bütünlük arz ettiğinin gayet farkında. Carrel, modern bilimlerin aşırı uzmanlaşmış alt dallara ayrılan inceleme biçimlerinin ve detaycı yöntemlerinin insan söz konusu olduğunda tekrar gözden geçirilmesini teklif ediyor. İnsan ele alındığında biyoloji duygularla, duygular benlikle, benlik ise toplumla doğrudan ilişkili olarak var olur. Bunları birbirinden ayırmak ne derece mümkündür? Din, ahlak, aile, toplum, sanat gibi tin bilimlerinin temel konuları, mekanik ve bölümleyici bir bilim anlayışında yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Carrel, dikkatimizi tam da bu noktaya; insanı incelemenin bütüncül ve multidisipliner bir yönteme ihtiyaç duyduğu gerçeğine çekiyor. |
| 7 | Empatinin
Yitimi: Kayıtsızlık Politikası Üzerine |
Arno Gruen | Totem Yay. | 368 | Bu kitap, okurunu zihnin ve bilincin derinliklerini çözümlemeye davet ederken ağırlıklı olarak duygular üzerine yoğunlaşıyor. Somut psikolojik vakalara yer veren yazar, insanda empati yolunu açmanın çarelerine ve imkânlarına odaklanıyor. Bunun yanı sıra dil ve bilinç üzerine yaptığı analitik dokunuşlarla metni zenginleştiriyor. Çarpıcı vaka sunumları ve bu vakalardan soyutlanan özgün iddiaları temellendirmeye çalışan Gruen, empatinin insanlar arası ilişkilerdeki kurucu rolünü mercek altına alıyor. Zira bu metinde empatinin gelişimi, doğrudan insanlığın gelişimi ve olgunlaşması olarak görülmektedir. |
| 8 | Kendini Arayan İnsan | Nobert Elias | Okyanus Yay. | 272 |
Bu kitap, yaşadığımız bu 'Endişe Çağı'nda kişisel bütünlüğümüzü yeniden inşa etmek için yazıldı. Temel amaç; çağımızın getirdiği güvensizlik duygusuna karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler geliştirmek, içimizdeki saklı güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güven sunduğu günümüzde, gerçekten itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara giden yolu işaret edebilmektir. Bireyleri psikolojik destek almaya sevk eden görünür gerekçeler; duygusal ilişkilerinin sürekli ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin beklentilerini karşılamaması gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki seanslar ilerledikçe çok geçmeden; ister gerçek ister hayalindeki eşten aslında kendi içlerindeki bir varoluşsal eksikliği gidermesini veya bir boşluğu doldurmasını bekledikleri, bu beklenti gerçekleşmediğinde ise yoğun bir endişeye yahut öfkeye kapıldıkları açığa çıkmaktadır. |
| 9 | Filmlerle Sosyoloji | Bülent Diken | Metis Yay. | 164 | "Biz sosyologlar, filmler üzerine daha sosyolojik bir katman ekleyerek sinemacıların yanıltıcı görüşlerini 'yeniden yazmayı' belki de kendimize görev saymalıyız. Eğer karakterler kendi bireysel yaşamlarından daha geniş, daha dolu ve daha köklü toplumsal alanlara dahil olduklarını gösterecek şekilde davransalardı, filmler de daha zengin ve daha gerçekçi olurdu. Bunu yapmak için, yönetmenin yarattığı kurgusal dünyanın sınırları dışına çıkmamız gerekiyor." (Dowd 1999: 329) Filmlerin sosyal teoriler üzerinden çözümlenmesinin yanı sıra karakterlerin sosyolojik bir kurguya sahip olmalarının önemini vurgulayan bu pasaj; öte yandan, sağlam bir sosyolojik zemin üzerine inşa edilmiş filmlerin toplumsal yapıyı anlamada ne kadar işlevsel olabileceğini de gözler önüne seriyor. |
| DİL İNCELEMELERİ | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 | Türkçenin Sırları | Nihat Sami Banarli | Kubbealtı N. | 317 |
Bir dilin kelimelerini hor görmek, hele şu veya bu politik ya da ideolojik sebeple onları dilden atılabilir görmek, en azından kelimelerin oluş ve yontuluş tarihini bilmemekten, hatta sevmemekten doğan büyük bir gaflettir. |
| 2 | Avrupa Kültüründe Kusursuz Dil Arayışları | Umberto Eco | Literatür Yay. | 328 | Umberto Eco’nun kaleminden Avrupa’da dilin tanımını ve kusursuz bir dil yaratma çabalarının izini süren bu eser, günümüzdeki programlama dilleri gibi yapay sistemleri farklı bir gözle yorumlamamıza kapı aralayabilir. Osmanlı’da Muhyi’nin Baleybelen’i vesilesiyle birçoğumuzun aşina olduğu bu kusursuz dil arayışı, özünde ne tür bir düşünsel probleme dayanmaktadır? Bu mesele, matematiksel yöntemlerin sosyal bilimlere uyarlanma çabasıyla ilişkilendirilebilir mi? Batı’daki yöntem arayışı ve pozitif bilimler ile tin bilimleri ayrımı, özünde yapay dil ile insan dili arasındaki bu temel farkta mı temellenmektedir? Kitabı okurken bu tür sorular sormak, metnin sunduğu zengin içeriği bugüne taşımamıza büyük ölçüde yardımcı olacaktır. |
| 3 | Dilin Tarihi | Steven Roger Fischer | İş Bankası Yay. | 250 | Dilin gelişimini anlatan bu kitap; hayvanlar arası iletişimden insan diline, oradan da programlama dillerine kadar uzanan geniş bir yelpazede dil olgusunun genel tablosunu sunuyor. |
| 4 | İfadelerin Gramatik Ayırımı | Şakir Kocabaş | Küre Yay. | 96 | Kısa ancak gösterişli bir dil çözümlemesi sunan Kocabaş’ın bu kitabı, dilsel ifadelerin türlerini sınıflandırmayı amaçlıyor. Küme yöntemini kullanarak dile sağduyusal bir yaklaşım sergileyen eser; ifadelerin ayrıştırılmasını ve aralarındaki ilişkilerin ortaya konulmasını hedefler. Örneklerle zenginleştirilen ifade kategorileri, yazarın düşünce akışı dikkatle takip edildiğinde, bilimsel, felsefi ve dinî tartışmalarda izlenebilecek ifade yollarını gözler önüne serer. Eserin kısalığı okuru yanıltmasın; zira bu kitap, yüzlerce sayfalık metinleri okumaktan çok daha fazla zihinsel emek ister. |
| 5 | Göstergebilimsel Serüven | Ronald Barthes | Yapı Kredi Yay. | 202 |
Bu kitap; dünyadaki her çeşit anlamlı bütünü ve insanı kuşatan karmaşık anlatılar evrenini daha iyi kavramamızı sağlayacak bir bilim dalının, göstergebilimin, Roland Barthes kalemiyle yaşanan özgün ve özgür serüvenini gözler önüne seriyor. Avrupa göstergebiliminin (semiyoloji, semiyotik) kurucularından, büyük düşünce ve yazı ustası Roland Barthes, 'Göstergebilimsel Serüven'de yer alan yazılarında, göstergebilimin temel ilke ve kavramlarını ortaya koymakla kalmıyor; aynı zamanda anlatı çözümleme yönteminin başlıca aşamalarını gösteriyor. Yazın, reklam, şehircilik, tıp ve gündelik yaşamdaki nesneler gibi pek çok farklı alana ilişkin özgün yaklaşım örnekleri de sunuyor. |
| 6 | Mit, Ritüel ve Söz | Jack Goody | Küre Yay. | 222 | Bir antropoloğun gözünden dil, kültür ve toplum ilişkisini mercek altına alan bu eser; kabile gözlemlerine dayanan yalın ama çarpıcı iddialarla ilerler. Jack Goody, sosyal bilimlerde yeni bir eleştirel yöntemi denemenin peşindedir. Kitap, antropolojinin çetrefilli yöntemsel tartışmalarını ele alırken, aynı zamanda mit ve hikayelerden yazılı kültüre geçişin derin izini sürer. |
| 7 | Kültür ve Dil | Mehmet Kaplan | Dergâh Yay. | 232 | Türk edebiyatı, dili ve kültürü ancak toplumla ve tarihle kurduğu ilişki üzerinden tam anlamıyla kavranabilir. Mehmet Kaplan’ın dil ve kültür üzerine yaptığı bu incelemeler, Türk dili ve kültürünü çağdaş meseleler bağlamında ele alarak derinlemesine bir perspektif sunar. |
| ZİHİN DİL ELEŞTİREL DÜŞÜNME VE MANTIK | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 | Düşünmenin Alfabesi | Yasin Ramazan | Babil Kitap | 194 | Bu kısa çalışma; düşünmenin ve bilginin temel kavramlarından başlayarak temel mantıksal çıkarım yöntemlerini anlatmaktadır. Düşünce, bilgi, inanç ve doğruluk gibi temel kavramların analiziyle başlayan kitap; geçerli mantıksal çıkarım formları ve doğruluk tablosu analizleri ile devam eder. Eserin temel önemi; genelde zor ve karmaşık olarak görülen mantık kurallarını anlaşılır ve son derece yalın bir dille okura sunmasında yatar. Dikkatli takip edildiğinde ve not alarak okunduğunda, düşüncenin bilgi üretim sürecindeki temel yasalarını öğrenmek için en uygun Türkçe kaynaklardan biridir. Yazarın eleştirel düşünme ve mantık alanında verdiği derslerin birikimine dayanan bu kitap; eleştirel düşünmeyle ve bilgiyle işi olan herkese, düşüncelerini sistematik ve tutarlı bir yapıya kavuşturmanın yollarını öğretiyor. |
| 2 | Zihin: Kısa Bir Giriş |
John R. Searle | Albaraka Yay. | 292 | John Searle, şüphesiz ki yaşayan en büyük zihin filozoflarından biridir. Onun meşhur 'Çin Odası' veya 'Çin Topluluğu' düşünce deneyleri, ontoloji ve yapay zekâ tartışmalarında vazgeçilmez birer argüman olarak savunulmakta yahut eleştirilmektedir. Searle bu kitabında; çağdaş zihin kuramlarını özlü bir biçimde özetler ve her bir teoriye yöneltilen temel eleştirileri sıralar. Özellikle yapay zekâ ve 'yapay zihin' tasarımları üzerine yürütülen çağdaş tartışmalar, okuru adeta içine çeken felsefi bir derinliğe bürünür. Eser; hem zihin felsefesine genel bir giriş niteliği taşımakta hem de yazarın geleneksel zihin-beden problemine getirdiği özgün teorik savunuları içermektedir. |
| 3 | Meraklısına Duygular | Michael Brady | Nova Kitap | 232 | Brady, bu kitabında duyguları en baştan, adeta sıfır noktasından itibaren mercek altına alıyor. Eser, popüler ve erişilebilir bir dille yazılmış olmasına rağmen geleneksel ve çağdaş duygu teorilerine ustaca yer veriyor. İlerleyen bölümlerde ise bu teorileri, güncel bilimsel araştırmalarla zenginleştirip harmanlayarak okura sunuyor. |
| 4 | Nasıl Düşünürüz | John Dewey | Fol Kitap | 312 | Eğitimci, bilgi felsefecisi, ahlak filozofu, kütüphane katalog sistemi geliştiricisi ve hepsinden önemlisi merakı tükenmeyen bir gözlemci... John Dewey, eleştirel düşünmenin eğitim açısından ne denli vital bir öneme sahip olduğunu açıkça ortaya koyan kurucu bir eğitim felsefecisidir. Bu kitapta; düşüncenin ne olduğundan başlayarak düşünme eyleminin temel yasalarına ve bunların eğitimle olan derin ilişkisine kadar geniş açıklamalar yer alıyor. Dewey'in Türk eğitim tarihi açısından da son derece kritik bir isim olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kendisi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim kurumlarının durumunu yerinde analiz etmek üzere Türkiye'ye davet edilmiştir. Türk eğitim sistemi hakkında yol gösterici nitelikte tarihi bir rapor hazırlayan Dewey'in eğitim ve bilgi felsefesi, bu eserde bütüncül bir biçimde okura sunulmaktadır. |
| 5 | Zihnin Analizi | Bertrand Russell | Fol Kitap | 296 | Bertrand Russell, şüphesiz çağdaş felsefenin en etkili ve kurucu isimleri arasında yer alır. Onun matematikçi kimliği ile filozofluğu, analitik bir zihne sahip oluşunda birleşir. Bu analitik titizlik, yazılı çalışmalarında olduğu gibi derslerinde de kendini belli eder. Zaman zaman kendi düşüncelerini de acımasız bir eleştiriye tabi tutan bir filozof olarak, görüşlerini her daim tutarlı bir zemine oturtmaya çabalar. Bu çalışma, Russell'ın Londra ve Pekin'de verdiği bir dizi ders notuna yaptığı derinlikli eklemelerle oluşturulmuştur. Yazar; zihni, düşünceyi, bilgiyi, inancı, doğruluğu, içgüdüyü ve anlamı adeta sıfır noktasından ele almayı amaçlarken dönemin çağdaş fizik ve psikoloji kuramlarıyla da güçlü köprüler kurar. Keskin bir zekâ ile birleşen bu derin birikim, ince ince işlenmiş fikirlere bakarken okurda adeta bir sanat eserini seyrediyormuş hissi uyandırır. Herkes fikirlere sahiptir; fakat bu fikirleri ifade etmeye cesaret edebilmek, sahih bir bilgiye ve ustaca kullanılan bir dile ihtiyaç duyar. Russell'ın bunların tamamına —ve hatta çok daha fazlasına— sahip olduğunu teslim etmek gerekir. |
| 6 | Novum Organum | Francis Bacon | Bilgesu Yay. | 272 | Bacon'ın bu eserini 'Yeni Mantık' (Novum Organum) olarak adlandırmasının temel sebebi, bilim anlayışındaki köklü değişimle birlikte doğan yeni yöntem ihtiyacıdır. Tümevarımsal yöntemin ilkelerini sistemli bilimsel araştırmayla kesiştiren Bacon, modern bilim metodolojisinin de öncüsü sayılır. Klasik dünyadan modern bilime geçilen bu büyük dönemeçte Bacon, tam da kilit noktada duran kurucu isimdir. |
| 7 | Eleştirel Düşünmenin Yolları | Antony Flew | Profil Kitap | 244 | Antony Flew, din felsefesi ve analitik felsefe alanındaki çalışmalarıyla tanınan etkin bir filozoftur. Bu çalışması, sistematik düşünmenin kural ve yöntemlerini detaylı bir şekilde örneklendirerek sunduğu tam bir rehber ve el kitabı niteliğindedir. Mantık hatalarına (safsatalara) geniş bir yer ayıran filozof; eseri daha kullanışlı kılmak adına metni sistematik bölümlere ve numaralandırılmış paragraflara ayırmıştır. Okuması son derece keyifli olan bu kitap, notlar tutularak takip edildiğinde okura eleştirel düşünmenin ana hatlarını ve sağlam bir yöntem vaat eder. |
| ÜTOPYA, DİSTOPYA VE BİLİM - FELSEFİ KURGU | |||||
| KİTABIN ADI | YAZAR | YAYINEVİ | SAYFA SAYISI | AÇIKLAMA | |
| 1 | Ben Robot | Isaac Asimow | İthaki Kitap | 240 | Isaac Asimov’un, Ben Robot adlı eseri; akıcı kurgusunun yanı sıra sahip olduğu felsefi zemin açısından da son derece kıymetli bir başyapıttır. Eser, Robot Yasaları üzerinden robotların birer 'ahlaki fail' olarak düşünülüp düşünülemeyeceğini esaslı bir biçimde tartışır. Yalın bir okuma, bu türden felsefi derinlikleri kurmaca metinlerde görmekte zorlanabilir. Fakat unutulmamalıdır ki her büyük kurgu, sağlamca örülmüş bir kale gibi arkasındaki fikri muhafaza eder. Surlara ulaştıktan sonra kim bir kaleyi fethetmekten geri durmak ister ki? Surların uğruna sağlamca örüldüğü o temel fikre ulaşmanın hayali olmadan, kim tek bir taşı bile yerinden oynatacak gücü kendinde bulabilir? |
| 2 | Mülksüzler | Ursula K. Le Guin | Metis Yay. | 344 | "…vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir." — Ursula K. Le Guin, Mülksüzler |
| 3 | Ütopya | Thomas More | Timaş Kitap | 144 | Ütopya, bir felsefi kurgu denemesi olarak yazıldığı çağda henüz mümkün olmayan fikirleri bünyesinde barındırır. Fakat edebiyatta çoğu zaman yazarların, hayal güçleriyle gerçekliği birkaç adım önden takip ettiklerini düşünürüm. Bu bakımdan ütopya; modern bilimin, teknolojik gelişmelerin ve toplumsal dönüşümlerin bir ön sezisi, hatta zihinsel bir kurgulanışı olarak görülebilir. |
| 4 | Fahrenheit 451 | Ray Bradbury | İthaki Yay. | 208 | Ray Bradbury'nin önceki öykülerinde (ülkemizde Yakma Zevki adıyla derlenen hikâyelerinde) denediği karakterlerin ve olayların bütüncül bir kurguda bir araya getirilmiş halidir Fahrenheit 451. Peki, nedir bu sıcaklık derecesi? Bir kâğıdın tutuşma ve yanma sıcaklığıdır... Yazarın dünyasında kitap tam olarak neyi temsil ediyor? Bu kurguyu bu kadar 'kötücül' kılan etkenler nelerdir? Eser, okurun genel fikrini kolayca kavrayabileceği bir despotizm eleştirisi yahut bilginin gözden düşüşünün bir yakınması gibi durabilir. Ancak çok satan bir kitap olmasına rağmen, çokça anlaşılan bir kitap olmadığını düşünüyorum. Çünkü kitapları satın almak fikirlerle olan fiziksel mesafemizi azaltsa da hiçbir zaman onlara zihnen sahip olmayı garanti etmiyor. |
| 5 | Hayy b. Yekzan | İbn Tufeyl | Yapı Kredi Yay. | 168 | Felsefi kurgunun İslam felsefesindeki ilk ve en önemli örneklerinden biri olan bu eserde, tek başına var olan bir insanın doğayla ve kendi varoluşuyla kurduğu ilişki merkeze alınır. Çocukluğunuzda 'Hay' adında bir çizgi film izlemiş olabilirsiniz; işte o yapım, İbn Tufeyl'in Hayy b. Yakzan adlı felsefi romanının bir uyarlamasıdır. Felsefi kurgu edebiyatının belki de en etkili eseri sayılan bu metin; 14. yüzyılda İbraniceye, ardından 15. yüzyılda Latinceye çevrilerek Avrupa düşüncesinde Ütopya, Robinson Crusoe ve Emile gibi başyapıtlara ilham kaynağı olmuştur. Doğa ortasında tek başına varlığını sürdüren bir insanın kendini ve evreni adım adım keşfedişi, okura eşsiz bir düşünce deneyi tecrübesi sunmaktadır. |
| 6 | Cesur Yeni Dünya | Aldous Huxley | İthaki Yay. | 272 | Modernizmin krizlerini ve hesaplaşmalarını merkeze alan bu başyapıt; okura bir yandan yüksek bir edebî zevk sunarken, diğer yandan zihni derin sorgulamalara sürüklüyor. |
| 7 | Göğü Delen Adam | Erich Scheurmann | Ayrıntı Yay. | 112 | 20. yüzyılın başlarında kaleme alınan Göğü Delen Adam, bir Samoalı kabile reisinin gözünden Batı medeniyetini ve Avrupa'yı anlatır. İçinde yaşadığımız modern dünyayı çok daha net kavramamızı sağlayan bu küçük ama sarsıcı kitap; bize kendi yaşamımıza dışarıdan bakma ve bizden bambaşka dünyaların, varoluş biçimlerinin de mümkün olduğunu görme imkânı sunar. |
| 8 | Platon'un Aşkı | Rafet Elçi | Litera Yay. | 248 |
Platonik Aşk”a Adını Veren Aşk... |




