HESABIM
GİRİŞ YAP

Hoşgeldiniz! Hesabınıza buradan giriş yapabilirsiniz.



Yardım
ya da
YENİ HESAP OLUŞTUR

Bilgilerinizi girerek yeni bir hesap edinebilirsiniz.



Dünya Edebiyatı alanında 6 kategoride belirlediğimiz kitap listemiz.

1.SINIF KİTAP LİSTESİ BİYOGRAFİ

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Marie Antoinette

Stefan ZWEİG

Can Yayınları

595

Fransa Kralı XVI. Louis’nin karısı Marie Antoinette, uçarılığı, savurganlığı ve reform düşmanlığıyla halkın gözünde yoz soylu tipinin simgesi olmuş, Fransız Devrimi’nden sonra yaşamının geri kalan bölümünü Paris hapishanelerinde geçirmiş, 1793’te Devrim Mahkemesi’nce yargılanarak giyotinle idam edilmişti. Tarihsel karakterler üzerine benzersiz biyografileriyle tanınan Stefan Zweig, Marie Antoinette: Vasat Bir Karakterin Portresi’nde, nesnellikten çok sezgiye dayanan bir yaşamöyküsü sunuyor okurlara. Psikolojiye ve Freud’un öğretisine duyduğu ilgi sonucunda derin karakter incelemelerinde ustalaşan Zweig, Marie Antoinette’in efsanevi kişiliğine bir psikoloğun sezgi gücüyle yaklaşıyor. Fransa’nın son kraliçesinin kısacık yaşamı üstündeki esrar perdesini kaldırarak "zoraki bir kahramanlık trajedisi" anlatıyor.

2

Noam Chomsky

Wolfgang B. SPRELİCH

Yapı Kredi Yayınları

140

Üretici dilbilgisi kuramıyla geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran bir dilbilimci ve özellikle ABD’nin dış politikalarına yönelttiği acımasız eleştirileriyle tanınan bir sol siyasal eylemci olan Noam Chomsky bugün tam seksen üç yaşında. Peki, hayatı bir biyografi için bol malzeme sağlıyor mu? Renkli kişilikleriyle tanınmış, ilgi çekici yaşamlar sürmüş çoğu özgün düşünürün tersine, kesinlikle hayır. Özel hayatının gizliliğine son derece düşkün bir adam olarak, herhangi bir öykünün ana karakteri olmaktan ödü kopar. Şimdiye kadar sahneye çıkmış en sıkıcı konuşmacı olmasına rağmen insanların kendisini görmeye, dinlemeye geldiğini, hatta ona hayran kaldığını söyleyerek bu durumu alaya alır.
Bu biyografide Chomsky’nin hayatından çok yapıtını adım adım izleyerek son derece canlı bir zihin, cesur bir kişilik ve tutkulu bir bilimsel merakla seksen üç yıla neler sığdırılabileceğini göreceksiniz.

3

Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik

Lev N. TOLSTOY

İletişim Yayınları

459

Tolstoy’un yirmili yaşlarında yazdığı Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik yazarın yayımlanan ilk eseri ve en otobiyografik kitabıdır.
Tolstoy Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik’te kendi hayatından hareketle, varlıklı bir ailenin oğlu olan Nikolenka’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor. Küçük yaştan itibaren büyüyüp gelişmesine tanık olduğumuz kahramanın özel öğretmeniyle, sevgili annesiyle, soğuk ve mesafeli babasıyla, kardeşleriyle ilişkisini okurken, geri planda kişiliğinin nasıl şekillenip ortaya çıktığını görüyoruz. Arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlardan, hayallerinden, imkân ve engellerinden söz ederken, Nikolenka gerçekte dünyayı anlama çabasını paylaşıyor. Genç bir yazarın ilk romanı olmasına rağmen karakter çizimlerindeki titizlik ve detay zenginliği, anlatımdaki duygu yoğunluğu Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik’e sıra dışı bir başarı kazandırmıştır.

4

Emir Temur

Harold LAMB

İlgi Yayınları

320

Emir Timur, yalnız Türk-İslam dünyasının büyük hükümdarlarından biri olmakla kalmayıp, tarihin kaydettiği en büyük cihangirlerden biridir.. Timur, 1336'da Maveraünnehir'de Semerkand'la Belh arasında Keş kasabasında doğdu. 1370'te Maveraünnehir Hakimi Emir Hüseyin'in ölümünden sonra Maveraünnehir'e tek başına hakim oldu ve Semerkand'a gelerek tahta çıktı.
Biz ki, Mülük-ı Turan Emir-i Türkistanız! diyen Emir Timur, 35 senelik hükümdarlığı süresince yaptığı bütün savaşları kazandı. Çin'e ve Delhi'ye kadar Asya'yı, Irak, Suriye ve İzmir'e kadar bütün Anadolu'yu hakimiyeti altına aldı. İdaresi altındaki coğrafyanın imarıyla yakından ilgilendi. Su kanalları inşa ettirdi. Büyük şehirleri ticaret yollarına bağladı. Özellikle Semerkant şehrini örnek bir yerleşim haline getirdi.
Alim ve iyi bir devlet adamı olan Timur, Tüzükat-ı Timur adıyla kanunlar çıkardı. İlim adamlarına büyük saygı gösterdi, İslam alimlerini meclisinde bulundurdu...

5

Selahattin Eyyubi İslam'ın Kılıcı

Charles J. ROSEBAULT

Nokta Yayınları

296


Eser, dönemin Batı dünyasındaki şövalyelik kavramının, yani “haklı ve ilahi bir amaç uğruna çarpışan onurlu ve erdemli savaşçılar” öğretisinin incelenmesine ve yorumlanmasına dayanmaktadır. Haçlı Seferleri boyunca ve sonrasında, şövalyelik söyleminin erdemleri dönemin bir ana teması olarak pohpohlanmış ve Batı kültürü dışında bile pek çok kültür için geçerli kabul edilmiştir. Bu savaşçıların gerçekte ortaya koydukları tavrın aslında nasıl olduğunun, kâğıt üzerindeki törelerine ve düsturlarına uyup uymadıklarının ve onur ya da şeref gibi konularda verdikleri sözlerini tutup tutmadıklarının tartışılması, özellikle Batılı yazarlar için pek de alışılmış bir tarz değildir. Charles J. Rosebault, Selahattin Eyyubi’yi pek alışılmamış ve karşılaştırmalı bir yöntemle gözler önüne seriyor. Eser boyunca verdiği örneklerle, “onurlu, şerefli ve haklı savaş” söylemini ortaya atan Hristiyan şövalyelerin kendileri başta olmak üzere, bölgedeki Hristiyan ve Müslüman yöneticilerin tümünün kişisel çıkarlarını aslında bu erdemlerin üstünde tuttuklarına vurgu yapıyor.

6

Marie Curie
Bir Bilimkadının Olağanüstü Yaşamöyküsü

Eve CURİE

Bilim ve Gelecek Kitaplığı

392

“Marie Curie” derken sözünü ettiğimiz değer, iki Nobel Ödülü almak ve gelmiş geçmiş en büyük bilimcilerden biri olmak değil. Bunlar nicel şeyler, fazla önemleri de yok. Esas örnek alınası olan, Marie Curie’nin yaşama ve bireysel-toplumsal ilişkilere yönelik bakış açısıdır.
Marie ve Pierre Curie, yıllarca emek verip keşfettikleri radyumun patentini almayı reddettiler. Oysa kendi keşiflerinin bir gramının piyasadaki ederiyle, en büyük hülyaları olan bir laboratuvara kavuşabilirlerdi. .
Curielerin mecburen katıldıkları şatafatlı törenlerde kendi kendilerine oynadıkları bir oyun varmış: Kadınların gerdanlıklarındaki elmaslarla kaç tane laboratuvar kurulacağını hesaplama oyunu. İşte, oyunla da olsa, bir “niceliği niteliğe dönüştürme” eylemi… Marie Curie nicelikler dünyasında, çevresindekileri şaşırtacak kadar umarsız;
bir “vahşi”…
Ama nitelikler dünyasında? Hiçbir sıfata ve unvana gerek yok. Sadece: Marie Curie…

           

 

1.SINIF KİTAP LİSTESİ DENEME

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Dostluk Üzerine

Cicero

Alfa Yayınları

92

"Gerçek bir dosta bakan kişi, adeta onda kendisinin yansısını görür. Böylece, uzaktakiler yakınlaşır, yoksullar zenginleşir, zayıflar güçlenir; hatta, söylemesi tuhaf olacak ama, ölüler bile dirilir; dostlara duyulan saygı, onların bizde bıraktıkları anıları ve özlemleri işte bu kadar büyüktür. Böylece, aramızdan ayrılan dostların ölümü kutlu bir ölüm olarak anılır, hâlâ beraber yaşadığımız dostların yaşamı ise övgüye değer bulunur."

2

Ölümcül Kimlikler

Amin MAALOUF

Yapı Kredi Yayınları

136

'Bana içimin derinliğinde ne olduğum sorulduğunda, bunda herkesin içinin derinliğinde ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma kişinin derin gerçekliğinin, doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan öz'ünün var olduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi.' Kimlik, insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna. Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşliğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor. Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.

3

Vicdan Zorbalığa Karşı

Stefan ZWEİG

Can Yayınları

248

Stefan Zweig, yüzyıllarca “unutulmuş bir adam” olarak kalan Castellio’nun şahsında hoşgörüye karşı hoşgörüsüzlük, özgürlüğe karşı vesayet, hümanizme karşı bağnazlık, bireyciliğe karşı mekanikleşme, vicdana karşı şiddet sorunlarını ustalıkla ele alarak ortaya unutulmaz bir yapıt çıkarıyor.

4

Kendine Ait Bir Oda

Virginia WOOLF

İthaki Yayınları

136

"Yapabileceklerim, sizlere önemsiz sayılabilecek
bir noktada fikir sunmakla sınırlıydı; eğer kurmaca bir
metin yazmak istiyorsa, bir kadının parası ve kendine ait
bir odası olmalıydı."
 Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un yazdıkları arasında yazıldığı dönemi en iyi yansıtan ve en akılda kalıcı kitaplardan biridir. Yazıldığı dönemin ve hatta öncesinin “kadın” algısını mükemmel bir şekilde resmeden Woolf, tek özellikleri “kadın olmamak” olan erkeklere kalemini hiç sakınmadan savurur.
 

5

Kötülük Üzerine Bir Deneme

Terry EAGLETON

İletişim Yayınları

143

Terry Eagleton, kötülüğü tartışıyor. Geçmişi hatırlatan, ayrıntılara işaret eden, güzel mukayeseler yapan, edebi sakinliğiyle ve o iştahlı üslubuyla kötülüğün tortusuna yoğunlaşıyor. Edebiyatı izleyerek din, siyaset ve gündelik yaşama eleştirel bir dille yaklaşıyor. Önyargıları, nefreti, içine şeytan giren kötüleri, insafsız katilleri, medyayı, sebepsiz cinayetleri, 11 Eylül’ü, körlüğü, ahlakı diline doluyor.                                               Kötülük Üzerine Bir Deneme, kısa ve tok, ayak direyen bir vicdani çığlık...

           

1.SINIF DÜŞÜNCE ESERLERİ (DÜNYA EDEBİYATI)

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Düşünceler ve Sohbetler

Epiktetos

Kaknüs Yayınları

176

Roma askerlerinin ceplerinde taşıdıkları bilgelik kitabı. Baştan sona bir hazine. İnsanlık tarihinin en kıymeti eserlerinden birisi. Şiddetle tavsiye ederim.

2

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine

Schopenhauer

Şule Yayınalrı

197

Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine, İnsan Mutluluğunun İki Temel Düşmanı: Istırap ve Can Sıkıntısı, Okumak ve Kitaplar Üzerine, Yazarlık ve Üslup Üzerine, Düşünmek Üzerine bölümleriden oluşuyor.
Shopenhauer, Bir kimse sıradan bir insanın zihinsel yahut düşünsel görüş ufkunun, ne geçmiş ne gelecek bilincine sahip, bütün hayatları sürekli şimdiden ibaret olan hayvanlarınkinden çok da ileride olmadığını, arada, öyle zannedildiği gibi geniş bir aralık bulunmadığını bilir diyerek başladığı kitabında okumak yazmak ve yaşamak üzerine düşüncelerini açıklıyor.

4

İtiraflarım

Tolstoy

Kaknüs Yayınları

96

Yazarın kendi ruhi bunalımlarından maneviyata sarılarak nasıl çıktığını anlatan. Kolay okunan son derece sürükleyici ve tesirli bir kitap.

5

Güzellik ve Yücelk Duyguları Üzerine

Immannuel KANT

Hil Yayınları

63


Kant'ın, büyük eleştiri üçlüsünün estetiğe ayırdığı parçası Yargı Gücünün Eleştirisi'nden çok önce insan duyarlığını ve duygularını ele aldığı ilk kitabı. Henüz kırk yaşında, esprili ve duyarlı bir çelebiyken yazdığı bu kitap, sek felsefesi ve kuru üslubuyla tanınan Kant'ın felsefi olduğu kadar edebi nitelikli denemeler üretmek konusunda da yetenekli olduğunu gösteriyor. Fakat bundan daha şaşırtıcı olan, eleştirilerinde insan tecrübesinin tarihsel-toplumsal yanını hep ihmal ettiği iddia edilen Kant'ın, insan duygularının en ince olanları olarak nitelediği güzelliği ve yüceliği cinsiyetlere ve milliyetlere göre incelerken, günümüzde kültürel çalışmalar dediğimiz araştırma tarzına oldukça yaklaşıyor olmasıdır.

6

Candide

Voltaire

Alfa Yayınları

170

Alman filozofu Leibniz'in "Yaşadığımız dünya dünyaların en iyisidir" mantığına karşı çıkarak yazılan 1759 tarihli Candide, Voltaire'in en önemli yapıtlarından biridir. Candide adlı iyi niyetli bir genç Almanya'da yaşadığı şatodan kovulduktan sonra Avrupa, Afrika ve Asya'da büyük felaketlerin tam ortasına düşer. Depremler, engizisyon tehlikesi, frengi hastalığı, cinayetler arasında oradan oraya savrulur. Mümkün dünyaların en iyisinde yaşadığımızı söyleyen hocası Pangloss'un öğretilerini bu maceralarda hiç aklından çıkartmayacaktır, ama dünyanın halini, insanların kötülüğünü gördükçe de umutsuzluğa kapılmadan edemez. Almanya'da bir şatodan sefil bir hayata, düşler ülkesi Eldorado'dan İstanbul'a dek uzanan, iyimserliği alaya alan ve bu sırada hayatı, hayatın amacını sorgulayan bir yapıt.

           

1.SINIF KİTAP TERCİH LİSTESİ (Tarih- İnceleme- Araştırma)

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Theogonia-Işler ve Günler

Hesiodos

İş Bankası

312

Büyük ozana ait olduğu kanıtlanmış iki önemli eserden biri olan Theogonia, evrenin yaratılışı, tanrıların doğuşu, tanrıların ve tanrısal varlıkların soyları gibi Yunan kozmolojisini kuran meseleler ile belli başlı Yunan efsanelerini konu alan epik bir eserdir. Yunan didaktik şiirinin ilk örneği kabul edilen İşler ve Günler’de ise ozan, insanlık tecrübesine adalet, erdem, çalışma, cömertlik, hak, hukuk, düzen ve doğruluk gibi kavramların “gerçeğini” söyleyerek dokunur; tarım, denizcilik işlerine dair işlevsel bilgiler sunar; ayın uğurlu ve uğursuz günlerini sıralar.

2

Kahramanlar

Thomas CARLYLE

Ötüken Yayınları

306

Mitoloji kahramanı tanrılar... Kahraman Peygamberler; Şâir Kahramanlar... Din adamı, Reformist; Edebiyatçı; Kral yahut ihtilâlci olarak kahramanlar... Bir büyük hakikati gören, onun ateşiyle yanan, dünyayı o ateşle tutuşturan inanç, samimiyet ve cesaretin meydana getirdiği “rüyaların kumaşından dokunmuş” Büyük Adamlar...
Bu kitap, tarihe yön veren “Büyük Adam”lara dâirdir.

3

Tanrısal Öngörü

Seneca

Alfa Yayınları

100

Stoa felsefesinin Fortuna (Talih), Fatum (Kader) ve Providentia (Tanrısal Öngörü) kavramları üzerine, antikçağdan elimize geçen en önemli metinlerden birisi olan De Providentia, retorik sanatının incelikleriyle örülü üslubuyla her şeyden önce klasik bir edebiyat metnidir. İçeriğinin Stoik ahlak ilkeleriyle döşeli oluşu, tanrı ve insan ilişkilerinin ayrıntılı olarak sorgulanması, iyi ve kötü değerlerinin açık ve seçik ifadelerle aydınlatılması, yaşam ve ölüm kavramlarına yaklaşımı açısından değerlendirildiğinde, bu eser Roma'dan günümüze kalan örnek bir ahlak felsefesi metni özelliği kazanır.

4

Toprağımızın Kokusu

Kenize MOURAD

Everest Yayınları

366

Kenize Mourad, Filistin-İsraîl ateşi arasında kalan kurbanların ölüm ve mülteci kamplarındaki zor hayatlarını, korkularını, ihtiyaçlarını bütün insanlığın adalet duygusuna ve vicdanina sunuyor. Toprağımızın Kokusu, Filistin-israil dramını, barışı güçleştiren bütün nedenlerle birlikte ortaya koyarken, çatışmanın gerçek kurbanlarının sesleriyle ilk kez bu kadar gerçek ve çıplak olarak su yüzüne çıkarıyor. Siyasi analizleri ve genel önyargıları bir tarafa bırakan bu kitap, sözü her iki tarafın da anne-babalarına, erkek ve kadınlara, çocuklara veriyor.Kenize Mourad bu kitabı hazırlarken, Kudüs'ten Cenin'e, Gazze'ye, sömürge yerleşimlerine kadar bölgede ayak basmadık yer, dinlemedik insan bırakmamış. Bize onların hikâyesini anlatıyor. Kuşaklar boyu süren bu trajediyi bütün boyutları ve gerçekleriyle göstermek için istisnasız, ayrım yapmadan herkesle görüşmüş: Filistinliler, israilli Araplar, Yahudiler…

5

Hayaletler Kenti Selanik

Mark MANZERS

Alfa Yayınları

650

Son derece insancıl, derinlemesine bir kent tarihi. Milliyetçiliğin zararlarına dair bir klasik
Yeryüzünde Selanik kadar olağanüstü zengin bir geçmişe sahip kent azdır. Üç büyük dinin Balkanların bu ilginç köşesinde ve Akdeniz’in uzantısı Ege’nin kıyısında birleşmesinden doğmuştur bu olağanüstü hikâye. Bir yanda liman kenti olmanın yarattığı iktisadi refah, öbür yanda toplumsal çeşitlilik ve kültürel zenginlik. Son beş yüzyılda Selanik inişlerle çıkışlarla bu olguyu yaşamış ve yaşatmışken 20. yüzyılda önce siyasal sonra toplumsal ve kültürel açıdan bir Yunan kentine nasıl dönüştü. İşte Mark Mazower kitabında her ânı ilgi çekici olaylarla dolu kentin son beş yüzyıllık tarihini bir roman tadında anlatıyor, günlük yaşamdan heyecanlı kesitler sunuyor, eski hayaletlerin bugün bile yaşadığına ilişkin ipuçları veriyor.

6

Timaios, Philebos ve Devlet Adamı

Platon

Say Yayınları

116-120-120

Platon-  (say yay.): platon’un olgunluk dönemi diyaloglarından olan timaios diyalogu, etik ve politika ile metafiziği, beşeri olan ile kozmik olanı eşsiz bir biçimde bir araya getirirken, aynı düzenin evrende olduuğu kadar insanda ve toplumda da olduğunu ortayaa koyar. Timaios, bu evren-insan-toplum üçlemesinin evren ayağının anlatıldığı eserdir. Timaios’la beraber, Philebos ve Devlet Adamı da sırasıyla toplum vede insanda ki düzen/ kamil hali anlatmaya çalıştığı  eserlerdir. (sayfa sayısı sırasıyla : 116-120-120)

           

 

1.SINIF DÜNYA EDEBİYATI- HATIRAT

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Çocukluğum

Maksim GORKİ

İş Bankası Yayınları

282

Gorki’nin -Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim- den oluşan uçlemesi, Rus dilinde yazılmış en guzel otobiyografilerden biridir. Çocukluğum’da babasını küçük yaşta yitirdikten sonra taşındığı dedesinin evinde geçirdiği yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölumler, kuçuk Aleksey’in tanık olduğu ve bizzat maruz kaldığı akıl almaz şiddet, bu evde gundelik hayatın akışı içinde sıradan olaylardır.
Herkesin herkese duşman olduğu bu aile, 19. yuzyıl Rusya’sında hukum suren acımasız ve hoyrat hayatın bir kuçuk evrenidir aslında. Neyse ki idealizmi ve tertemiz kalbiyle adeta bir halk filozofu olan ninesi hep Aleksey’in yanındadır. Bir de her biri hayatında iz bırakan çok sayıda capcanlı karakterler vardır… Onlar sayesinde hayat zor olduğu kadar gizemli ve renklidir de. Hem Gorki’nin “kendi ulkelerinde bir yabancı gibi yaşayan, gerçekteyse o toplumun en iyileri olan insanlardan ilkiyle tanışması da yine çocukluğuna rastlar…

2

Milena'ya Mektuplar

Franz KAFKA

Can Yayınları

395

Franz Kafka, Prag’da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci Milena Jesenská’dan öykülerini Çekçe’ye çevirmesini ister. Kafka ile Milena’nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, Milena’ya Mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır.
Milena’ya Mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır. Kafka’nın Milena’ya Nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. Çünkü Kafka’nın da dediği üzere, “Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları.”

3

Anne Frank’ın Hatıra Defteri

Anne FRANK

İş Bankası Yayınları

284

Bu hatıralarda, her an Naziler tarafından yakalanma tehlikesi altında yaşayan bir grup insanın çektiği çilelerin yanı sıra, genç kızlığına yeni adım atan Anne’ın çekingenliklerle, küçük kaçamaklarla tomurcuklanan sevdası da anlatılıyor. Şartların acımasızlığına karşın yaşama gücünü yitirmeyen Anne Frank’ın hikâyesi Can Yücel’in kendine has sesiyle aramıza karışıyor.
“Öldükten sonra da yaşamak istiyorum. Onun için Tanrı’ya bana bu vergiyi bağışladığı, kendimi geliştirmek, yazıyla kendimi, içimdekileri anlatmak kolaylığını verdiği için dualar ediyorum. Elime kalemi alınca hiçbir şey gözümde değil, üzüntülerim siliniyor, cesaretim artıyor.
Ama bakalım gerçekten değerli bir şeyler yazabilecek miyim? Umudum var. Niye mi? Yazarken düşüncelerimi, düşlerimi, yaşadığım, istediğim şeyleri gözümün önünde canlandırabiliyorum.”

4

Anılar, Düşler, Düşünceler

Carl Gustav JUNG

Can Yayınları

336

Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, 1957 baharında 81 yaşındayken, tüm bir yaşam öyküsünü meslektaşı ve yakın dostu Aniela Jaffé’ye anlatmayı kabul etti. O güne dek yaşamöyküsünü yazması yolundaki tüm önerileri geri çevirmiş olan Jung, belirli aralıklarla düzenlenen söyleşilerde, yaşamının hiç bilinmeyen yönlerini Jaffé’ye anlattı. İki yıldan fazla bir zaman kendini bu uğraşa adamakla kalmadı, 1961’deki ölümüne kadar kitabın son biçimini almasına katkıda bulundu.
Anılar, Düşler, Düşünceler, insan zihninin en büyük kâşiflerinden birinin, yaşamının en gizli köşelerine kadar uzanan içten açıklamalarından oluşuyor. Bu benzersiz kitap, kişilik, rüyalar ve fanteziler ile din konusunda tüm insanlığı etkileyen düşünceleri geliştirmiş olan Jung’un, ilginç ve bir o kadar da saklı kişiliğini kendi ağzından gözler önüne seriyor. Önce hayranı olduğu, sonradan derin görüş ayrılıklarına düştüğü Sigmund Freud’la ilişkilerine birinci elden ışık tutuyor.
Carl Gustav Jung’un özyaşamöyküsünü, fotoğraflar eşliğinde ve İris Kantemir’in Almanca aslından yaptığı çeviriyle sunuyoruz.

5

Yersiz Yurtsuz

Edward W. SAİD

Metis Yayıncılık

408

Yersiz Yurtsuz, zamanımızın en önemli düşünürlerinden Edward Said'in çocukluk ve ilkgençlik yıllarına dair anılarını aktardığı samimi bir otobiyografi. Said'in küçüklüğünde yaşadığı kimi ikilemlerin, otoriter babasıyla ve hem çok sevdiği hem de içerlediği annesiyle ilişkilerinin onda bıraktığı izleri görmek mümkün bu anlatıda. Hayatının ilk yıllarında yaşadığı kimlik karmaşasının, kendi deyişiyle "budalalık derecesinde" İngilizvari bir adla Araplığı su götürmez bir soyadına sahip olmanın, Hıristiyan bir Amerikan vatandaşı olarak Filistin, Lübnan ve Mısır'da, ardından bir Arap olarak Amerika'da yaşamanın Said'in kimlik ve aidiyet konusundaki görüşlerini nasıl biçimlendirdiğini görmek de mümkün. Hepsinden önemlisi, Said'in "ülkeden ülkeye, şehirden şehre, evden eve, dilden dile, ortamdan ortama sürüklenişler" sonucunda gelişen "yersiz yurtsuzluk" haliyle barışıp, mezhepleri ve ülkeleri aşan entelektüel aidiyetini bulmasının hikâyesi olarak okunabilir bu anılar.

6

Doğu'ya Yolculuk (1849-1851)

Gustave FLAUBERT

Sel Yayıncılık

584

Dünya edebiyatının devlerinden Gustave Flaubert 1849-1851 tarihleri arasında, yirmi sekiz yaşında dostu Maxime Du Camp’la birlikte çıktığı Doğu yolculuğunun derin etkilerini ömrü boyunca taşıyacaktır. At sırtında, tehlikelerle dolu ıssız dağlarda ve ovalarda süren, dört buçuk ayda Nil Nehri’ni geçebildikleri bu uzun seyahat, Fransa’dan başlayıp Mısır’a, Suriye ve Filistin’den Anadolu’ya, İzmir ve İstanbul’dan Yunanistan’a ve nihayetinde de İtalya’ya dek uzanır.
Flaubert’in şaşırtıcı gözlem gücünün ve derin kültürünün izlerini taşıyan bu kapsamlı seyahatname sayesinde 19. yüzyıl Doğu’sunu –ve de Türkiye’sini– Flaubert’in gözünden görmenin zevkine erişirken, dünya edebiyatının hiç tartışmasız en büyük ustalarından birinin “görme sanatı”nı ve “yazma sanatı”nı kavrayışını da eşsiz bir deneyim halinde tadarız. Gökyüzünün, dağların, ormanların, kısacası doğanın rengarenk ve ayrıntılı tabloları Flaubert’in kaleminde şehir ve köy sokaklarındaki gündelik hayatla, sıradan insanların ev yaşamıyla, genelevler ve safahat âlemleriyle, tapınakların, anıt ve heykellerin incelikli tasvirleriyle bezenirken, bir yandan da insan ruhunun derinliklerine dalan keskin bir zekanın ayrıksılığı ve melankolisi her satırda kendini hissettirir.

7

Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist

Cemil MERİÇ

İletişim Yayınları

159

Bu kitabı yazmaya başladığımda altmış dokuz yaşındaydım; bitirdiğimde, yetmiş bir... İki yıl sürdü... Arada bir gidip gelme de var... Yoğun bakımda gözlerimi açtığımda, "Bir ay daha yaşayıp kitabımı bitirebilsem!" diye kaygılanıyordum... Bir ay daha!..
Yalnız Piraye'nin, Nazım'ın çevresinden ünlü sanatçılar değil... Erenköylüler, Çamlıcalılar... O güzel insanları gönlümce anlatabildiğimi sanmıyorum. Anlatabilmem için dinleyen de ben olmalıyım... Herkesin kendi güzel insanları var, okurken ister istemez onları okuyacaklar... Yapabileceğim bu kadar!.. Hoşça kalın!..

8

Dostlarla Mektuplaşmalar

Stefhan ZWEİG

Tekin Kitabevi

384

Rainer Maria Rilke, Arthur Schnitzler, Hermann Bahr, Maksim Gorki, Sigmund Freud ve Hermann Hesse ile 1904'de başlayan mektuplaşmaları 1942'de ölümüne dek sürmüştür. Hacimli bir kitapta biraraya getirilen bu karşılıklı mektuplaşmalarda, çalkantılı bir yüzyıla, büyük edebiyatçının sanat anlayışı ile sanatsal gelişimine, sevinç ve hüzünlerine, umut ve karamsarlıklarına tanık oluyoruz.

           

 

1.SINIF DÜNYA EDEBİYATI -ROMAN

 

KİTABIN ADI

KİTABIN YAZARI

KİTABIN YAYINEVİ

SF. SAYISI

  KONUSU

1

Gün Olur Asra Bedel

Cengiz AYTMATOV

Ötüken Neşriyat

413

Yürek paralayan, tüyler ürperten bir haykırış.... Geçmiş, bugün ve yarın; bilim-kurgu, gerçek ve efsane bir arada gözler önüne serilir... Derin ve temiz aşklar, efsane ve masallar, KGB'nin acımasız uygulamaları, okuru heyecandan heyecana sürükler. Birbirinden ilginç ve sürükleyici konular ustalıkla bütünleştirilerek sunulur. "Mankurt hikâyesi bu eserle kültürümüze mal edilir. Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap'ın cenazesini mezarına götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçirir. O gün "asra bedel bir gün olur.

2

Martin Eden

Jack LONDON

İletişim Yayınları

435

Jack London yarı-otobiyografik romanı Martin Eden’de, yazar olabilmek için hayatını ortaya koyan genç bir gemi işçisinin hikâyesini anlatıyor.
San Francisco’da gemici olarak çalışan Martin Eden’in yazarlık macerası, Ruth Morse’a olan aşkıyla başlar. Ruth zengin bir çevreden gelmektedir ve ailesi onun fakir bir işçiyle evlenmesine razı olmaz. Martin için sevdiği kadınla birlikte bir hayat kurmanın tek yolu, yazar olmak ve kendisini edebiyat çevrelerine kabul ettirmektir. Yazar olmaya karar verdiği andan itibaren tükenmeyen bir azimle yazar ve yazdıklarını yayıncılara gönderir. Yanıt olarak yalnızca reddedildiğini bildiren mektuplar alsa da, inancını yitirmeden çalışmaya devam eder. Sonunda yayıncıların ve girmeye can attığı burjuva çevrelerin itibarını kazanmayı başarır. Ancak bu, düşündüğü gibi mutlu olmasına yetmeyecektir. “Martin, bir maceraperest ve aksiyon adamıydı, bunu becerebilen pek fazla yazar da yoktur.

3

Veba

Albert CAMUS

Can Yayınevi

304

Camus adı çoğu okur için Yabancı romanıyla özdeşleşir. Ancak yazarın en önemli yapıtı aslında Veba'dır. Keskin bir gözlem gücünün desteklediği arı bir bilinçle Veba, yalnızca çağımızın değil, tüm insanlık tarihinin ortak bir sorununa değinir: Felaketin yazgıya dönüşmesi. Camus'un hiçbir yapıtında böyle acı bir yazgı, böylesine şiirsel bir dille ele alınmamıştır. Veba, insanın ve ışığın şiiridir. Bu şiirde renkler alabildiğine koyu, ancak yazarın sesi o denli umut doludur. Beklenmedik bir boyuta ulaşan veba salgını tüm Oranlıları ilkin umutsuzluğa boğar, ardından Doktor Rieux, Tarron ve Grand'ın gösterdikleri dayanışma örneği, başta yetkililer olmak üzere herkese bir güç ve umut kaynağı olur. İşte Camus'nün insana bakışı ve inancı bu noktada karşımıza çıkar.

4

Semerkand

Amin MAALOUF

Yapı Kredi Yayınları

318

Amin Maalouf, "Afrikalı Leo"dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu'ya, İran'a bakıyor. Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyam'ın Semerkant'ında başlayan ve 1912'de Atlantik'te bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran'ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi...

5

Diriliş

Lev TOLSTOY

İletişim Yayınevi

553

Bireysel vicdanın uyanışını anlatırken hukuk sisteminin adaletsizliğini, imkânsız bir aşk öyküsünü resmederken Hıristiyanlığın kalıplaşmış yanlışlarını ele alan Diriliş, Tolstoy’u hem bireyi hem toplumu eleştirdiği en acımasız romanıdır.Zengin ve yakışıklı bir Rus prensi olan Nehlüdof, halalarının hizmetindeki güzel köylü kızı Katyuşa’yı baştan çıkardıktan sonra bırakıp gider. Bir sonraki karşılaşmaları, yıllar sonra bir mahkeme salonunda olur: Katyuşa kötü yola düşmüştür ve adam öldürmek suçuyla yargılanacaktır. Katyuşa’nın durumundan kendini sorumlu tutan prens, vicdanının ezici baskısıyla baştan ayağa değişecek, yaşadığı dünyaya farklı gözlerle bakmaya başlayacaktır. İnsan ruhunun, vicdanının, inancının ve 19. yüzyıl Çarlık Rusyası’nın gerçekçi bir portresini çizen bu başyapıt, Tolstoy’un ateist ilan edilmesine ve 1901 yılında Kilise’den aforoz edilmesine sebep olmuştur.

6

Saray Gezisi

Necip MAHFUZ

Hit Kitap Yayıncılık

527

Mahfuz'un Nobel Ödülu'nü almasında.önemli rolü olan 'başyapıtı Kahire Üçlemesinin ilk kitabı-Saray Gezisi. Mahfuz'u dünya romancılığının doruklarına taşıyan; bir ailenin üç kuşağının anlatıldığı üçlemenin ilk kitabı Saray Gezisinde, 1910'ların İngiliz işgali altındaki Kahire'sinde yaşayan bu aileyi tanırız. Karısına ve çocuklarına karşı son derece katı, despot biriyken, evin dışında, şakacılığıyla, kibarlığryla tanınan ve erotik zevkler peşinde gittiği gece âlemlerinin aranan siması Ahmet Bey. Namuslu bir kadının, yanında kocası ya da yetişkin oğullan olmadan sokağa çıkmasının hoş karşılanmadığı bir toplumda, ev hapishanesinin gönüllü mahkûmu Emine Hanım. Ve çocukları…

7

Gülün Adı

Umberto ECO

Can Yayınevi

732

Gülün Adı adlı bu dev romanıyla bir anda dünyanın dört bir yanında ünlenen İtalyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir bilimadamı. İtalya'da, Bologna Üniversitesinde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi, filozof, estetikçi, ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri. Umberto Eco'nun bu ilk romanı, 1980'de İtalya'da ilk yayımlanışından bu yana sayısız basım yaptı ve dünyanın pek çok diline çevrildi. Dünyada olağanüstü bir ilgi uyandıran bu romanın yankıları hâlâ sürüyor. Filmi de dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu romanın başarısında, kuşkusuz, yazarın ortaçağ konusunda derin ve dolaysız bilgisinin büyük payı var. Tam anlamıyla ve her bakımdan ortaçağ dünyasını yansıtmakla birlikte Gülün Adı kesinlikle çağdaş bir roman; çağdaş romana yepyeni ve uzun soluk getiren özgün bir roman. Bir anlamda ortaçağda geçen, Hıristiyanlık düşüncesini tartışan tarihsel bir roman, bir anlamda da ustaca kurulmuş polisiye ve sürükleyici bir öykü. Ve en önemlisi olağanüstü bir dil ve benzeri az bulunur bir sanat yapıtı.

8

Notre Dame' in Kamburu

Victor HUGO

Maviçatı Yayınları

508

Victor Hugo tarafından yazılan ve 1831 yılında yayınlanan, Fransız İhtilali sonrası Fransa’nın karanlık günlerinden kesitler veren bir romandır. Roman çirkin, kambur, engelli ve çok acayip bir yaratık olan Kilise zangocu ile Fransa’nın ruhani ve dini lideri Claude Frollo’nun Çingene Kıızı Esmeralda’ya olan aşklarını ve Zangoç ile Papaz’ın ruhlarında oluşan ikilemeleri ve tepkileri romantik bir yaklaşımla ele alan bir eserdir.